Pera Palace Orient Terrace
This evening I decided to treat myself after not leaving the house for two days. I dropped by Pera Museum to see Goya’s drawings and paintings, spent an hour there, then went to Orient Terrace Bar of Pera Palace Hotel for a drink and some light dinner.
İki gündür evden çıkmadıktan sonra bugün güzel bir akşam üstü geçirmeye karar verdim. Önce Goya’nın resim ve gravürlerini görmek için Pera Müzesi’ne uğradım, orada bir saat geçirdikten sonra bir şeyler içip hafif bir yemek yemek için Pera Palace’ın altındaki Orient Terrace’a gittim.

Pera Palace is in Tepebaşı, overlooking the boulevard and Haliç. It was built in 1892 (which is also part of the password to the wireless that doesn’t work) and attended by many famous people, such as Hemingway, Agatha Christie, etc. Pretty posh hotel, so the bar matches it: pricey and worth it.
Pera Palace Tepebaşı’nda, bulvara ve Haliç’e bakıyor. 1892’de yapılmış (bu tarih çalışmayan kablosuz bağlantının şifresinin de bir parçası) ve buraya Hemingway, Agatha Christie gibi birçok ünlü gelmiş. Bayağı şaşaalı bir otel, barı da ondan geri kalmıyor: pahalı ama değer.
The music is light and unpredictable (from light chamber music to Lenny Kravitz), the menu is limited but glorious, the waiters are incredibly attentive and the guests are mostly foreigners. So much so that three different waiters tried to speak English to me — not that I look foreign, but they’re used to it, I guess.
Müzik hafif ve insanı şaşırtabilen türden (hafif oda müziğinden Lenny Kravitz’e kadar değişebiliyor), menü kısıtlı ama ihtişam saçıyor, garsonlar son derece ilgili, müşteriler de çoğunlukla yabancı. Öyle ki, üç ayrı garson benimle İngilizce konuşmaya çalıştı — yabancıya çok benzediğimden değil, herhalde alışmışlar.
I had shrimp ravioli with zucchini and arugula sauce and tomato marmalade and a glass of Lamberti blush. The presentation is exquisite and the service is quite fast. They brought me complimentary Turkish coffee — I guess the waiter liked me.
Ben karidesli, kabak ve roka soslu, domates marmelatlı ravioli yiyip bir kadeh Lamberti Blush içtim. Sunum şahaneydi, servis de epeyce hızlıydı. Yemekten sonra bana Türk kahvesi ikram ettiler — garsonlar beni sevmiş olsa gerek.

Like I said — pricey. Actually, the food prices are only slightly above average, but what’s really gonna set you back considerably is drinks. 15 liras for a bottle of Efes, 25 liras for a glass of wine. They had a champagne cocktail menu and it included one of my favourite drinks — kir royal — but I didn’t want to leave my whole purse there.
Dediğim gibi, pahalı. Aslında yemek fiyatları ortalamanın çok üzerinde değil, ama size asıl masraf yaptıracak olan içkiler. Bir şişe Efes 15 lira, bir kadeh şarap 25 lira. Şampanya kokteyli menüleri vardı ve bu menü en sevdiğim içeceklerden birini içeriyordu — kir royal — ama bütün cüzdanı orada bırakmak istemedim.
So, if you don’t mind the money or want to treat yourself for some reason, I’d recommend Orient Terrace as one of the finest bars/brasseries in Taksim area. If you do mind the money (or enjoy a slightly more alternative venue with a wider view) go to the terrace of Grand Hotel de Londres, which I will be writing about after trying their food. XO.
Yani, para umurunuzda değilse ya da kendinize ödül vermek istiyorsanız Orient Terrace’ı Taksim bölgesindeki en güzel bar/brasserielerden biri olarak önerebilirim. Para umurunuzdaysa (ya da daha alternatif, daha geniş manzaralı bir ortam arıyorsanız) Büyük Londra Oteli’nin terasına gidebilirsiniz. Orası epeyce sık gittiğim bir yer, ama mekandan yemeklerini denedikten sonra bahsedeceğim. XO.
Address: Pera Palace Hotel, Meşrutiyet Caddesi 98/100
0212 377 400
2 Notes/ Hide
-
lyd-su likes this
-
kuncili reblogged this from broodonfood
-
broodonfood posted this

